İntizarname-i Bektaş
- bozuk düzen -
Ezele kadar şarkıları duymayacak
Ruhumdaki savaşları bilmeyecek
Sahipsiz şiirleri okumayacaksın
-Biliyorum-
Rivayetler kafandan geçecek
Artık yaşayacak mısın?
Ne çıkar ki
Şarkılar kimsesiz
Savaşlar sebepsiz
Şiirler gereksiz
Kalırsa
Hoş, ucunda ölüm yok ya
Ben her aşkta birkaç kez ölür
Ben ki her baharla bin defa doğarım
Bilir misin?
Her şarkıyı duyar
Her savaşı da bilirim.
Sahipsiz şiirlerinde şairiyim.
-okunmasa dahi-
Olsun, ne çıkar?
Rivayetler de geçsin kafamızdan...
Acaba halen yaşıyor musun?
Yıkılmış Şiir
Yıkıldı başıma Dünya
Daha önce kaç kez
Yıkılmakla beraber
Bilirdim kalkardım altından
Daha öne kaç kez
Kalkmakla beraber
Bununla beraber istemem
Ne dünyanın başıma yıkılmasını
Ne de bunun altından kalkmasını
RPanzerV
18.5.18
18 Mayıs 2018 Cuma
11 Mayıs 2018 Cuma
Yağmur Bankası
Yağmur Bankası
I
Yağmurlu havalar evdeki aşıklara
Romantik gelirken
Dışarıdaki yalnızlara
Trajedik gelir.
Ekseriyetle ben
Yağmurlu havalarda
Dışarıda olmayı, evde olmaya
Yeğlerim.
II
Yağmurlu havaları severim
Yürümeyi de severim
Yağmurlu havalarda susarcasına
Yürümeyi
Daha çok severim.
Bununla birlikte
Yağmurlu havalarda
Şemsiye ile yürümeyi sevmem
Son olarak
Yağmurda şemsiyesi ile yürüyen
Eli çantalı bankacıları
Hiç sevmem.
III
Hakkınız vardır elbet
Takdire şayan olmalı
Kafiyesiz şiirlerden
Faizli banka gülleri
Yarin elinden taksitli alınmış.
IV
Kul borcu ödenir
Banka borcu ödenmez
Aşk derdi biter de
Banka borcu yine bitmez
Azrail yanından giderde
Bankacı gitmek bilmez.
11/5/18
Ozan Bektaş Kara
14 Nisan 2018 Cumartesi
Bir Garip: Orhan Veli
Türk
Edebiyatı hazinesi öylesine geniş bir hazinedir ki bin bir türlü eser, yazar, şair, sanat
görürüz. Öylesine eski ve özel bir
edebiyattır bizim edebiyatımız. Hiç şüphesiz her yazar ve şair nevi şahsına münhasırdır.
Bu konuda hem fikiriz. Ama edebiyatımız
bir garip insana ev sahipliği yaptı. Bu şairi en iyi tanımlayan kelime GARİP.
Benim en iyi arkadaşımdır ayrıca kendileri. Sorarsınız belki bana: İnsan
görmediği biri ile nasıl arkadaş olur diye? Sevgili Karanat okurları inanın,
sevmek, arkadaş olmak için görmeye gerek yok. Anlamak ve hissetmek yeterli.
Lafı fazla
uzattım. 13 Nisan günü 104 yaşına giren
Orhan Veli’yi kendi üslubum ile biyografik ayrıntılara takılmadan
anlatacağım sizlere. Okursanız ne mutlu bana, ne mutlu size…
Aklı fikri
şiirde, denize hasret, nasırdan ve baş ağrısından mustarip ve aşka aşık bir
insan Orhan Veli. Aruz kalıbına hakim olmasına rağmen sanatsız serbest kalıbı
tercih edecek kadar mütevazi. Belki kötü
huyları da var? Ama kendi deyimi ile ne gerek var hepsini yazmaya…
1941 yılında
arkadaşları Melih Cevdet ve Oktay Rifat ile Garip kitabını çıkardı. Ama ne
kitap… Tüm şairler ayağa kalktı. Bir çoğu sinirden çıldırdı. Bir çoğu Garip’i
alaya aldı. Orhan Veli’nin tüm amacı şiirin ne kadar sade ve halka yakın bir
sanat olduğunu anlatmaktı. Her ne kadar Anlatamıyorum
dese de bence anlattı bizlere bunu. Garip Hareketi bir akım değil bir değişim
oldu Türk Edebiyatı’nda. Nazım Hikmet’inden Ahmet Hamdi’sine, Özdemir Asaf’ından
Cahit Külebi’sine bir çok şair Garip Hareketi etkisine girdi.
Atilla İlhan,
Necip Fazıl gibi şairlerimiz ise Orhan Veli sağ iken Garip Hareketi’ne ses
edemeyecekler ancak Orhan Veli aramızdan ayrıldıktan sonra adeta birer korkak
gibi ortaya çıkıp bu hareketi ve Orhan Veli’yi yerden yere vuracaklardı.
Yokluklar içinde ölen bir şairi ve halka şiiri sevdiren bir hareketi yerden
yere vuracaklardı…
1950 yılının
Kasım ayında, Ankara’da elim bir kaza Garip şairi aramızdan aldı götürdü.
Bilirdik ki korkmazdı Orhan Veli ölümden. Bekliyorum, Öyle bir havada gel ki, Vazgeçmek mümkün olmasın diyen; Ömür çok bekleriz, Ne çıkar, İlahi
Kızılcık diyen açık hava ozanımız beklemiyordu işte artık.
İnanın her
Orhan Veli’yi düşündüğümde aklıma gelir. Erken gitmeseydi bu hayattan edebiyatımız,
şiirimiz hangi durumlara gelecekti? Nazım Hikmet’in Oğlum dediği, Ahmet Hamdi’nin Kıymetli
Çocuğum dediği, Oktay Rifat’ın Kardeşim
dediği bu insan yaşasaydı bizler daha güzel eserleri görecektik mutlaka.
İçimizden
biri. Her anımızda yanımızda Orhan Veli. Garip Hareketi ise bizlere fazla garip
gelmiyor artık. Huzur içinde uyu Açık
Hava Ozanı Orhan Veli. Bizler seni anlıyoruz…
Biliyorum,
kolay değil yaşamak
Gönül verip
türkü söylemek yar üstüne
Yıldız
ışığında dolaşıp geceleri
Gündüzleri
gün ışığında ısınmak.
Şöyle fırsat
bulup, yarım gün
Yan
gelebilmek Çamlıca tepesine
-Bin bir
türlü mavi akar Boğaz’dan-
Her şeyi
unutabilmek maviler içinde.
Biliyorum,
kolay değil yaşamak
Ama işte
Bir ölünün
hala yatağı sıcak
Birinin saati
işliyor kolunda
Orhan VELİ
9 Mart 2018 Cuma
İtirazname - i Bektaş
Bu şiirler ki, binbir taslak süzgecinden geçmiş; gecenin en sessiz, yıldızlar ile şarkıların en güzel ve kafamın en gürültülü vaktinde yazılmıştır.
Ozan Bektaş Kara
BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİ
I
Gecenin en gece
Olduğu vakitte
Yurt odasında
Masada
Tanıdık çehre
Orhan Veli
Bir de Aşkın
II
Diyor ki Orhan Veli
Eski bir sevdadan kurtulmuşum
Artık bütün kadınlar güzel
Söylüyor Aşkın
Susma veda ederken
Bir şey söyle giderken
III
Gece değildir artık
Sabah vakti
Yurt odasında
Masada
Ne halt edeceğimi
Bilemiyorum
Bir de Aşkın'a beste yapsam...
TİK TİK TAK
On paralık
Pilli saat
Çalışıyor
Tik Tak
Paha biçilmez
Otomatik saat
Çalışmıyor
Tak...
İBUPROFEN
Zor ya ismi
Faydalı kendi
Diriltir
Hasta insanı
Şiirlerde
Kafiye aratacak kadar.
DOĞRULAR
Dört yanlış soru
Bir doğruyu
Bir yanlış sevda
Bin doğruyu götürüyor
Daha merhametli
Sorular
Sevdalardan
Ozan Bektaş Kara
17 Şubat 2018 Cumartesi
Yazık oldu Odun Efendiye!
İnsanlar olarak meselesiz yaşayamayız. Mesele olmazsa ölürüz işte. Herkesin meselesi ise kendine...
Mesele gazoz olmak mı?
Mesele efsane olmak mı?
Mesele mutluluğu çikolata sanmak mı?
Mesele çok yemek mi?
Mesele sinsi olmak mı?
Mesele geçici başarılar almak mı?
Mesele dengesiz olmak mı?
Mesele odun olmak mı?
Yoksa...
Mesele mutlu etmek mi?
Mesele insanları tanımak mı?
Mesele olmak yada olmamak mı?
Mesele ölümü düşünmek mi?
Mesele yaşamak mı?
Mesele mutlu olmak mı?
Mesele başlamak mı?
Mesele bitirmek mi?
Mesele insan olmak mı?
İşte bunlar biz insanların meselesi. İlk baştaki meseleler mi? Onlar sahte duygular ile hepsi... Efsane Gazozların olsun. Odun gelip odun gideceklerin olsun. Gereksiz insanların olsun. Yeter ki bu insanlar bize mesele olmasın...
Ozan Bektaş Kara
Mesele gazoz olmak mı?
Mesele efsane olmak mı?
Mesele mutluluğu çikolata sanmak mı?
Mesele çok yemek mi?
Mesele sinsi olmak mı?
Mesele geçici başarılar almak mı?
Mesele dengesiz olmak mı?
Mesele odun olmak mı?
Yoksa...
Mesele mutlu etmek mi?
Mesele insanları tanımak mı?
Mesele olmak yada olmamak mı?
Mesele ölümü düşünmek mi?
Mesele yaşamak mı?
Mesele mutlu olmak mı?
Mesele başlamak mı?
Mesele bitirmek mi?
Mesele insan olmak mı?
İşte bunlar biz insanların meselesi. İlk baştaki meseleler mi? Onlar sahte duygular ile hepsi... Efsane Gazozların olsun. Odun gelip odun gideceklerin olsun. Gereksiz insanların olsun. Yeter ki bu insanlar bize mesele olmasın...
Ozan Bektaş Kara
10 Şubat 2018 Cumartesi
Şarkılı Şiir
I
Öyle şarkılar var ki
Aklımdan çıkmıyorlar
Öyle de insanlar var ki
Aklıma gelmiyorlar.
II
Öyle şarkılar var ki
Sessiz yerde dinlenecek kadar kıymetli
Öyle de insanlar var ki
O şarkıları hak etmeyecek kadar
Değersiz!
Ozan Bektaş Kara
Öyle şarkılar var ki
Aklımdan çıkmıyorlar
Öyle de insanlar var ki
Aklıma gelmiyorlar.
II
Öyle şarkılar var ki
Sessiz yerde dinlenecek kadar kıymetli
Öyle de insanlar var ki
O şarkıları hak etmeyecek kadar
Değersiz!
Ozan Bektaş Kara
5 Şubat 2018 Pazartesi
Eserimin Adı Benimsin
Her şeyden yazdığımız, içimizi döktüğümüz Karanat'ta bu hafta 2004 yapımı GORA filmini inceleyecegiz.
Filmin senaristi ve başrol oyuncusu Cem Yılmaz, Stand-Up kariyerine uzay ve uzay filmlerini anlatarak başlamıştı. Bu konuda iyi bir mizaha sahip Yılmaz, 2002 yılında filmin senaryosunu yazmaya başlamış, 2004 yılında ise film vizyona girmişti.
Beğenileri kazanan film, bazı kitleler tarafından argo v.b bahaneler yüzünden beğenilmedi.
Benim şahsi görüşüm GORA'nın kült bir film olduğudur. Argo konusuna takılan bazıları, filmin ne güzel detaylarını, ilginç karakterleri ve Hollywood'a yapılan göndermeleri dahi görmemiştir. Ya da görmek istememiştir.
Bir esprinin içinde argo olup olmaması önemli değildir. Önemli olan onun kalitesidir. GORA'yı izlediğinizde bu kaliteye yeterince sahip olduğunu göreceksiniz.
Kaliteli repliklere, Erşan Kuneri'ye, 216'ya, kısacası GORA'ya şans verin. İzlediyseniz bile bir kez daha izleyin. İnanın pişman olmayacaksınız.
Ozan Bektaş Kara
Filmin senaristi ve başrol oyuncusu Cem Yılmaz, Stand-Up kariyerine uzay ve uzay filmlerini anlatarak başlamıştı. Bu konuda iyi bir mizaha sahip Yılmaz, 2002 yılında filmin senaryosunu yazmaya başlamış, 2004 yılında ise film vizyona girmişti.
Beğenileri kazanan film, bazı kitleler tarafından argo v.b bahaneler yüzünden beğenilmedi.Benim şahsi görüşüm GORA'nın kült bir film olduğudur. Argo konusuna takılan bazıları, filmin ne güzel detaylarını, ilginç karakterleri ve Hollywood'a yapılan göndermeleri dahi görmemiştir. Ya da görmek istememiştir.
Bir esprinin içinde argo olup olmaması önemli değildir. Önemli olan onun kalitesidir. GORA'yı izlediğinizde bu kaliteye yeterince sahip olduğunu göreceksiniz.
Kaliteli repliklere, Erşan Kuneri'ye, 216'ya, kısacası GORA'ya şans verin. İzlediyseniz bile bir kez daha izleyin. İnanın pişman olmayacaksınız. Ozan Bektaş Kara
17 Ocak 2018 Çarşamba
Akıllı Şiir
Sevecen olsan
Neye yarar
Seni seveni
Anlamadıkçca
Güleçte olsan
Faydasız
Seni seveni
Güldürmedikçe
Bunların hepsi
Fasa fisodur belki de
Sevecen olsan da
Güleç olsan da
Güzel olsan da
Aklın olmadıkça
Hepsi boş...
Ozan Bektaş Kara
Neye yarar
Seni seveni
Anlamadıkçca
Güleçte olsan
Faydasız
Seni seveni
Güldürmedikçe
Bunların hepsi
Fasa fisodur belki de
Sevecen olsan da
Güleç olsan da
Güzel olsan da
Aklın olmadıkça
Hepsi boş...
Ozan Bektaş Kara
16 Ocak 2018 Salı
SEN MODERN BİR LEYLASIN
sen dokunuyorsun andromedadan toprak anaya
göz ve cadde büyüyor,tüm kainat gülüyor
kafiyeler sarmaşığa dönüşüyor kalemde kurşuna
sevgiyii nostalji bürüyor,tüm kainat gülüyor
gel gör gömelim şehirleri,medeniyeti ve kitapları
ah çarşaflara dolanası günler
bana vahiy inmiyor !
karartma gecelerini görmedim
görmedim ekmeğin karneyle satıldığı günleri
ama bak tekkesi kapatılmış şeyhlere bi bak
onlarda aşktan az buçuk anlıyor !
ben 20. yüzyılda doğdum ama hatırlanıyorum milenyumu
ama seninle aynı hayatta yaşlanması ne bilimsel ve aykırı teoriye
yağmurlu bir havada bir çocuk olmaktır sevmek
sigara içeninden
olası günlerde
nefretinden yağar sağnak !
ve kitapları okurken de karakterler cinayet halinde
şairler sırpların vurduğu ,mostar köprüsünde
bak zerdüşte bak materyaliste
bak şu kapitaliste
hangisinin içinde benim gibi
dişleriyle gülen bir çocuk var?
Süleyman KANAT
göz ve cadde büyüyor,tüm kainat gülüyor
kafiyeler sarmaşığa dönüşüyor kalemde kurşuna
sevgiyii nostalji bürüyor,tüm kainat gülüyor
gel gör gömelim şehirleri,medeniyeti ve kitapları
ah çarşaflara dolanası günler
bana vahiy inmiyor !
karartma gecelerini görmedim
görmedim ekmeğin karneyle satıldığı günleri
ama bak tekkesi kapatılmış şeyhlere bi bak
onlarda aşktan az buçuk anlıyor !
ben 20. yüzyılda doğdum ama hatırlanıyorum milenyumu
ama seninle aynı hayatta yaşlanması ne bilimsel ve aykırı teoriye
yağmurlu bir havada bir çocuk olmaktır sevmek
sigara içeninden
olası günlerde
nefretinden yağar sağnak !
ve kitapları okurken de karakterler cinayet halinde
şairler sırpların vurduğu ,mostar köprüsünde
bak zerdüşte bak materyaliste
bak şu kapitaliste
hangisinin içinde benim gibi
dişleriyle gülen bir çocuk var?
Süleyman KANAT
6 Ocak 2018 Cumartesi
Artık Seninle Biz; Düşman bile Değiliz
2018 yılının ilk yazısı fazlalıklar üzerine sevgili
okurlar.
Tüm fazlalıklar, bir boşluğun, bir duygunun, belki de bir zevkin
eseri. En ağır fazlalık bana sorarsanız insan fazlalığı…
Sosyal varlığız. Her gün yeni insanlar dâhil ediyoruz
hayatımıza. Bunu hayatın gerekliliği sayıyoruz. Aslında değil. Her yerde olduğu
gibi az ama öz mantığı burada daha önemli. Bizleri anlayan, üzmeyen, gerçekten
değer veren insanlar. Sadece bunlar bizim hayatımızda olmalı. Duygu yoksunu,
duyarsız ve belki sinsi insanlar bunlar işte fazlalığımız. Hayatımızın işgal
sebebi.
Bizler nasıl fazla
kiloları atmak için çaba gösteriyorsak aynı çabayı fazla insanları da atmak
için göstermeliyiz. Tespit edip bunları çıkarmak çok faydalı bir çaba. Bu insanlar
kazanılamaz. Bu uğraş için verilen çaba,
emek, beklenti hepsi beyhude maalesef…
Ne ben Sezarım
Ne de sen Bürütüssün
Ne ben sana kızarım
Ne de zatın zahmet edip bana
küssün
Artık seninle biz
Düşman bile değiliz
Nazım Hikmet'in Sen şiiri bizim yazımıza çok önemli bir
ışık. Bu insanları atacağımız hayat, daha yaşamaya değer ve daha sakin bir
hayat olacaktır. İçinde iyi niyet ve sevgi besleyen bizler bu hayatı hak
ediyoruz.
Bu haftaki yazımızın sonuna geldik. Gönlünüzce günlere ve
İnsanlara...
Ozan Bektaş Kara
6.1.18
31 Aralık 2017 Pazar
2017 Yeni Yıl ve Kalp Üzerine
2017 yılının 4. ve son yazısı. 2018 yılına girmeye hazırlanıyoruz.
Şunu iyi biliyoruz ki 2017 yılına giren biz ile 2018 yılına girecek bizler
farklıyız. Hayal kırıklıkları, hüzünler, sevinçler, insanlar v.b birçok şey
kazandık veya kaybettik bir yılda.
Yeni yıl kutlamasını abartmadan
yapmak en güzeli. Sevdiklerimiz ile yeni bir yıl, yeni mücadeleler… Bunlar
kutlamaya değer şeyler. Çok fazla bir şey beklememek gerekiyor. Sonuçta bir
gece de fazla şey değişmez.
Yıla girişi iyi yapmak yılın
geri kalanı için çok iyi bir konsantrasyon şekli. Kutlama yapmasanız bile geri
sayım yapın.
Size neler yapacağınız hakkında
kısa bir öneri listesi sunuyoruz:
-Kutlama yapacaksanız başlangıç
için 20.00-21.00 arası başlangıç en güzel saatler.
-AZ bizim anahtar kelimemiz.
Yeme, içme, insanlar. Bunlar az ama öz olsun.
-Piyango Bileti
Film önerilerimiz
-Cem Yılmaz - Milenyum
gösterisi
-Evde Tek Başına 1,2
-Her şey Çok Güzel Olacak
Müzik önerilerimiz
-Aşkın Nur Yengi - Hesap Ver
albümü
-Sertab Erener – Lal albümü
Kitap önerilerimiz
-Orhan Veli - Bütün Şiirleri
-Nazım Hikmet – Yatar Bursa Kalesinde
Önerilerimiz bu kadar. Uymak ve
uymamak sizin isteğiniz. Ama yeni yılda bir şeye çok dikkat edin.
Kalp kırmayın. Bir insanı kaybetmek tarifsiz bir hüzün…
Bir insan daha var, çok şükür
Evde
Nefes var
Ayak sesi var
Çok şükür, çok şükür
Gönlünüzce bir yıl olsun. Tabii
sevdiklerinizle.
Ozan Bektaş Kara
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Yeter
Tek başına haylaz bir çocuktur yeter; Gün gelir mutlu ol yeter dersin şarkı olur, An gelir yanımda ol yeter dersin hasret olur, Ve yar ge...
-
Akşamüstü ve güz kapıya gelmiştir Bildiğimiz zifiri geceler geçmişin birer yara izidir. Sevgilim ki adı yasak değildir artık; Tüm pırıltı...
-
2018 yılının ilk yazısı fazlalıklar üzerine sevgili okurlar. Tüm fazlalıklar, bir boşluğun, bir duygunun, belki de bir zevkin eseri. E...